Cts. May 9th, 2026

Adem Tanrı’yı arıyor, yapay zekâ da Adem’i

Hakan Kadıoğlu’nun yazıp yönettiği, kurgusunu ve yapımcılığını da üstlendiği “Program” filmi bu hafta vizyona girdi. Film Kadir Anıl Adıgüzel (Adem Ertekin), Erdem Anıl Uçar (Yusuf), Gülçin Efe (Rüya), Burçin Sezen (Serap), Mehmet Akay (Asistan), Nejmettin Şahinoğlu (Pizzacı & Kurye), Muhammet Melikşah Onar (Mete) ve Burak Gün (Süleyman Ertekin) olmak üzere sekiz oyuncudan ibaret kadrosu ve tek mekanda geçen akışıyla dikkat çekmesinin ötesinde yerli bilimkurgu sinemamız için siberpunk ve tech noir akımlarını yakalayan, yapay zeka teknolojisinin gelebileceği noktaya dair bir derdi olan, mevcut haliyle de Matrix efsanesini kompakt bir forma büründürüp “Bilimkurguya Giriş 101” olarak izleyicilere sunan bir yapım.

İnsanoğlunu ne ilgilendiriyor?

Film, daha ilk sahnesinden itibaren izleyicilerin dikkatini kendi üzerine çekmeyi başarıyor. Hızlı girizgahı, merak uyandıran sahne değişimleri, başarılı teknoloji yönetimiyle pür dikkat kendisini izletmeye başlıyor. Ancak dakikalar geçtikçe, 100 dakikayı bulan -bu haliyle de doğrusu hızlı tüketime alışkın seyirciler için biraz sabır testine de dönüşen- süresinin içinde zaman zaman aksamaya başlıyor.

Hızlı girizgahın ardından, dünya sinemasında çokça örneklerini gördüğümüz aynı güne uyanma ve bir problem olduğunu fark etme mizanseniyle karşılaşıyoruz. Adının Adem olduğunu öğrendiğimiz karakterimiz, hayatında bir terslik olduğunu fark ettiğinde bu tersliğin nedenlerini çözmeye çalışıyor; bunu yaparken de yolu, yaratıcı yapay zeka teknolojilerine çıkıyor. Ancak bu yol, biraz metaforik bir yol çünkü Adem evden çıkamıyor.

Filmin yazanı, yöneteni ve kurgulayanı Hakan Kadıoğlu’nun hakkını teslim etmek gerek: Pek çok büyük bütçeli işte dahi göremediğimiz kadar iyi teknolojik efektlerle, söyleyecek çok sözü varmış gibi yapmayı seven ana akım işlere tezat bir şekilde vermek istediği mesajları oldukça net bir şekilde vererek ilerlediği anlatı akışında Covid-19 pandemisinden su sıkıntısına, iklim krizinden yapay zeka ile sağlık teknolojilerinin geliştirilmesine kadar insanlığı doğrudan ilgilendiren pek çok konuya yer veriyor.

Popüler kültür ikonlarına fazla dozda selam

Filmdeki en büyük sorun (süresini bir kenara bırakırsak) öncüllerine selam vermeyi bir noktadan sonra biraz fazla abartması. Elbette şunu kabul edebiliriz: Söz konusu bilimkurgu olduğunda “Program”, bizdeki işler arasından ciddi ölçüde sıyrılabilen yapımlardan birisi. Fakat dünyadaki bilimkurgu kültürüne baktığımız zaman popüler kültür ikonuna dönüşmüş, kültleşmiş pek çok yapımın arasında üst klasmanlarda yer alabileceğini söylememiz zor. Kahin karakterine benzeyen bir figüründen, sistemi sorgulayan Neovari ana karakterine, Matrix’teki Simülasyon ve Simülakr kitabı göndermesini andıran Neuromancer göndermesine kadar Matrix’i baz alan bir yapım olduğunu fazlasıyla hissettiriyor. Bununla birlikte, Fallout, Vanilla Sky ve Forever Young gibi pek çok yapımdan da izler görmemiz mümkün. Yerli bilimkurgu – korku sinemamıza baktığımızda ise programlama temasını işleyen Durak ve hem baş karakterinin adının Adem olması hem de Matrix’e özellikle telefon sahnesiyle selam çakmasıyla anımsadığımız Senarist isimli filmlerle ucundan kıyısından bir pişti olunduğunu da belirtmemiz gerekir.

Ancak buna karşın, itiraf etmemiz gerekir ki filmin bütünündeki benzerlikler rahatsız edici bir boyutta değil. Özellikle üzerine çarşaf geçirilmiş birisinin uzaylı gibi gösterilerek dans ettirildiği “İlk Temas”, stok videolarla iki saati aşkın süreye çekiştirilen ve hikâye bütünlüğünden yoksun “Metruk” ya da yüksek bütçe harcanarak çekile çekile anca “Dünyayı Kurtaran Adamın Oğlu”nun çekildiği Türk bilimkurgu sinemasında şimdiye kadar çoktan almış olmamız gereken bir virajı 2025’in ortalarında alabildiğimizi bize göstermesi bağlamında pek tabii bu yönüyle de üzücü bir çıkarım yapmamıza neden olan bir filmden söz ediyoruz.

Tabii, Hakan Kadıoğlu’nun bundan sonra yapacağı filmleri de iyi takip etmek gerekiyor. Hiç fena olmayan bir başlangıç ile giriş yaptığı bilimkurgu sinemamızda bizi daha özgün, daha yüksek çıtası olan işlerle de buluşturma potansiyelinin yüksek olduğunu hissettiriyor.
Umarım ki yanıltmaz.

Evrensel Gazetesi | 12 Eylül 2025

Related Post